Sadece Misafirin Girebildiği Salon

By Eser, 14/10/2018

 

80’liler yada 90’lıların yaşadığı döneme ait olup; annelerimiz tarafından ev halkına yasaklanan odadır. Bahsettiğim kuşak çocukları için derin bir travmadır bu karanlık dönem. Sadece önemli misafirler geldiğinde açılan salonu ara sıra evde temizlik yapılırken de görebilirdik. Kapısı kilitli tutulan ve anahtarının yerini sadece annemizin bildiği bu odaya evin reisi baba bile izinsiz giremezdi. Bu sadece bizim eve has bir durum değildi. Hemen hemen her evde aynı durum söz konusuydu. Kozmik oda gibi parmak iziyle giriş yapılacak seviyede korunurdu. Evin en geniş odası olan salon ev ahalisi tarafından kullanılmadığından diğer küçük odalarda deyim yerindeyse fare gibi yaşardık.

 

Bu odaya gizlice girmek çok büyük bir cesaret ister. Tarihte bu cesarete sahip olanlar elbette olmuştur. Anneye yakalanıpta yiyeceğimiz dayağı hayal edince denemeye cüret dahi edilemezdi. Anayasanız ilk 3 maddesinin değiştirilemeyeceği ve hatta değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceği gerçeğiyle özdeş bir durumdur. Evin neden en geniş odasının kullanılmadığını sorgulamaya korkardık. Sıkıysa sorgularsın, annen roketatarla dalardı. Odanın içini nadiren gördüğümüzden içindeki eşyaları hep merak ederdik. Genel olarak büyük tüplü bir televizyon (üstü dantelli oya süslü), kahverengi ağır avangard koltuk takımı, süs eşyası koyulan büyük vitrinler, vitrin içerisinde kristal bardaklar, viski şişesi, büyük tablolar vs. vardı. Gizemli salonumuzda her seferinde değişik objelere rastlardık.  Bu odanın kokusu bile farklıdır ve kullanılmadığında soğuktur içerisi. 3+1 evler sırf bu yüzden 3+0 şeklinde kullanılırdı bu dönemlerde. O değil de 2+1 evler için daha büyük bir sorun oluyordur.

 

Oda kullanılmadığı zamanlar eşyaların üstü beyaz bir örtü vasıtasıyla örtülürdü. Tam olay yeri incelemelik bir görüntü hayal edin kafanızda daha iyi anlayacaksınız. Yada adli tıp morgu da denebilir. Annelerimiz tarafında müze hassasiyeti ile korunurdu ve onun rehberliğinde gezinilebilirdi ancak. Ziyaretçi defteri bile koyulsa olurmuş. Genelde maddi durumu iyi olanlar bir de büyük ve gösterişli bir avize asarlardı salona. Bu dönem aynı zamanda tv kumandasının poşetle sarılıp korunduğu karanlık döneme denk gelir. Plastikten yapılmış bir de meyve sepeti vardı anlamsız bir şekilde. Ayrıca tilki postu gibi malzemeler sadece bu odada sergilenirdi. Bu oda öyle her misafire açılmazdı. Alt kattaki Ayşe teyze ile Hasan amca geldi diye açılmazdı. Misafir uzak bir ilden yada yurtdışından gelecek ki açılsın salonumuz. Yani sadece VİP misafirlere açılırdı. Yılda 4-5 defayı geçmezdi zaten bu rakam. Biz zaten o odanın isminin salon olduğunu yıllar sonra öğrendik. Bizim bildiğimiz adı “misafir odası” idi.

İşin özeti bu efsanevi dönem hala tam olarak bitmemiştir. Bazı evlerde ısrarla devam ettiğini biliyoruz.

What do you think?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.